BrandSmiths benim için tek tek ürünlerden çok bir hayatın bütünü.
2 gün önce
4 dakikada okunur

BRAND SMİTH MARKA KURUCUSU ASLI HOŞGÖR CELASUN SORULARIMIZI YANITLADI :

BrandSmiths nasıl doğdu? Sizi kendi markanızı yaratmaya götüren yolculuktan biraz bahseder misiniz?
Benim hikâyem “Çocukluğumdan beri kendi markamı kurmak istiyordum” diye başlamıyor. :) Uzun yıllar sağlık sektöründe çalıştım; satıştan pazarlamaya geçtim ve bugün çok iyi bilinen birçok markanın büyüme hikâyesinin içinde yer aldım.
Bir noktada kendime çok basit bir soru sordum: “Başkalarının markaları için bunu yapabiliyorsam, kendim için ne yapabilirim?” BrandSmiths’in çıkış noktası aslında bu. Bu kararı alırken Doğuş’un bana ve yapabileceklerime olan inancı da en büyük desteklerimden biriydi.
Önce danışmanlık ve yaratıcı iletişim, ardından BrandSmiths Shop geldi. Kimono ve kahveyle, sadece e-ticaret markası olarak başladık. Bir festivalde insanların kimonolara dokunduğunda verdiği tepkiyi görünce “Buna dokunmaları lazım” dedim ve yaklaşık bir ay içinde Moda’daki yerimizi açtık. Sloganımız da oradan çıktı: “Dokun diye Moda’dayız.”

Yıllarca başka markaların büyüme hikâyelerinin içinde yer aldınız. Bu deneyim BrandSmiths’in kimliğine nasıl yansıdı?
Bir markanın sadece iyi bir üründen ibaret olmadığını çok erken öğrendim. Nasıl anlatıldığı, paketlendiği, müşteriye kendini nasıl hissettirdiği, hatta bir sorun çıktığında nasıl davrandığı bile hikâyenin parçası.
BrandSmiths’e yılların deneyimi benimle birlikte geldi ama bu kez içgüdülerime de çok güveniyorum. Bazen bir ürünü görüyorum ve sadece “Evet, bu biziz” diyorum. :) Sanırım
BrandSmiths, deneyimimle zevkimin ve içgüdülerimin buluştuğu yerde oluşuyor.
BrandSmiths’i bir moda markasından çok bir yaşam tarzı markası olarak tanımlıyorsunuz. Nasıl bir hayatı temsil ediyor?
BrandSmiths benim için tek tek ürünlerden çok bir hayatın bütünü. Kimonosunu giyen kadının nasıl bir sofra kurduğunu, hangi bardaktan içtiğini, evinde hangi objelerle yaşamayı sevdiğini de düşünüyorum. Bir kimono, kristal bardak, runner ya da takı aynı dünyaya ait olduğu için yan yana geliyor.
BrandSmiths’in temsil ettiği hayat da biraz böyle: Rahat ama özensiz değil; güzel ama fazla kusursuz olmaya çalışmıyor.
Günümüzde lüks kavramının değiştiğini düşünüyor musunuz? Sizin için “yeni lüks” nedir?
Kesinlikle değiştiğini düşünüyorum. Benim için yeni lüks, bir şeyin ne kadar pahalı olduğundan çok, neyi neden seçtiğinizi bilmekle ilgili. İyi bir kumaşa dokunmak, sevdiğiniz insanlarla güzel bir masa kurmak, evdeyken bile kendiniz için güzel bir şey giymek, kahvenizi acele etmeden içebilmek…
Bunların hepsi lüks. Belki de en güzel tarafı şu: Birilerine göstermek zorunda değilsiniz. Size iyi gelmesi yeterli.
Bir BrandSmiths kadını nasıl giyinir, nasıl yaşar? Çabasız şıklığın sırrı sizce nedir?
BrandSmiths kadını neyi sevdiğini bilen ama bunun için çok uğraşıyormuş gibi görünmeyen bir kadın. Biraz özgür, biraz meraklı; güzel şeyleri seviyor ama hayatını vitrinde yaşamıyor.
Bence çabasız şıklığın sırrı da kendini tanımak. Neyin size yakıştığını ve neyin içinde rahat ettiğinizi bildiğinizde daha az düşünüyorsunuz. Mesele ne kadar iddialı giyindiğiniz değil, üzerinizdekini ne kadar doğal taşıdığınız. Benim için kural basit: Kıyafet sizden önce odaya girmesin.
Kimonolar BrandSmiths’in imza parçalarından. Kimono sizin için neden bu kadar özel?
Kimono sevdiğim giyim anlayışını tek başına çok güzel anlatıyor: Rahat, özgür ve ne kadar şık olacağına siz karar veriyorsunuz.
Evde kahvenizi içerken de giyebilirsiniz, mayonun üzerine de; akşam güzel bir takı ve espadrille tamamen başka bir hale getirebilirsiniz. En sevdiğim tarafı şu: Kimono sizden çok fazla şey istemiyor ama karşılığında sizi hep iyi gösteriyor. :)
Koleksiyonları yaratırken sizi neler besliyor? Akdeniz ve seyahatler BrandSmiths dünyasına nasıl yansıyor?
En çok seyahatler ve günlük hayatta gözüme takılan detaylar besliyor beni. Bir otelin terası, başka bir şehirde kurulmuş güzel bir masa, eski bir binanın rengi, bir kumaş ya da obje… Bunlar bir yerde birbirine karışıyor ve bazen aylar sonra koleksiyonda bambaşka bir şekilde karşıma çıkıyor.
Akdeniz de benim için bir mevsimden çok ruh hali. Daha yavaş, daha rahat; sofraların uzadığı, evle dışarının birbirine karıştığı bir yaşam… BrandSmiths’teki “bitmeyen yaz” hissi biraz buradan geliyor.

BrandSmiths’in giyimden sofraya, kristalden seramiğe ve dekorasyona uzanan dünyası nasıl oluştu?
Çok organik gelişti. Kimono ve kahveyle başladık; ardından sofra, kristal, seramik, ev tekstili ve dekorasyon geldi. Ama biz farklı kategorilerden ürünleri bir araya getiren bir department store değiliz.
Hep aynı hayatın devamını düşünüyorum: Kimonosunu giyen kadının kurduğu sofrayı, kullandığı kristali, evindeki objeyi, taktığı takıyı… Bugün kendi kristallerimizi, mumlarımızı üretiyor; farklı coğrafyalardan bulduğumuz özel parçaları da bu estetiğin içine dahil ediyoruz.
Aslında kategori eklemekten çok, aynı hikâyenin yeni parçalarını anlatıyoruz.
Bir “BrandSmiths evi” nasıl görünür? Giyim tarzımızla yaşadığımız alan arasında nasıl bir ilişki var?





Yorumlar