top of page

BİR MEKÂNDAN FAZLASI: ARTSY BODRUM LOFT’TA BİR YAZ HİKÂYESİ

29 Ağu
5 dakikada okunur

Artsy’nin Ankara’da yıllar içinde oluşturduğu güçlü kimliğini Bodrum’un özgür ve akışkan ritmiyle buluşturan Artsy Bodrum Loft, 2026 yazında yalnızca bir yaz mekânı değil; sanat, edebiyat, gastronomi, kokteyl ve müziğin bir araya geldiği yaşayan bir buluşma noktası oldu. Sezonun ardından Artsy Bodrum Loft’un hikâyesini, bu özel deneyimin arkasındaki yaklaşımı ve gelecek sezona taşınacak hayalleri Pınar Ece Kaleli ile konuştuk.


 

-       Artsy Bodrum Loft’un damga vurduğu bir yazı geride bırakırken ilk olarak şunu sormak isteriz: 2026 yazı sizin için nasıl başladı ve nasıl bir hikâyeye dönüştü?

Bizim için bu yaz büyük bir heyecan ve biraz da bilinmezlikle başladı. Artsy’nin Ankara’da çok güçlü bir kimliği, kendi topluluğu ve yıllar içinde oluşmuş bir ritmi vardı. Bodrum ise bambaşka bir coğrafya ve tempoya sahip. Buraya gelirken Ankara’daki Artsy’yi birebir taşımak yerine, aynı ruhun Bodrum’daki karşılığını bulmak istedik.

Sezonun sonunda baktığımda, en güzel tarafı bunun planladığımızdan çok daha organik bir hikâyeye dönüşmesi oldu. Bir noktadan sonra Artsy Bodrum Loft, bir yaz mekânından çok insanların tekrar tekrar döndüğü, birbirine rastladığı ve yaz boyunca kendi anılarını biriktirdiği bir buluşma yerine dönüştü. Bence bu yazın asıl hikâyesi de buydu.


PINAR ECE KALELİ
PINAR ECE KALELİ

-       Artsy’nin Bodrum’daki ilk yazında tüm aktiviteler ve akşamlar yoğun ilgi gördü. Ankara’da doğan Artsy ruhunu Bodrum’un doğasına, temposuna ve sosyal hayatına taşımak nasıl bir deneyim oldu?

Artsy’nin özü hiçbir zaman yalnızca fiziksel bir mekân olmadı. Bizim için Artsy, insanların bir arada olmaktan keyif aldığı sosyal bir atmosferin bütünü. Bu nedenle Bodrum’a gelirken en çok dikkat ettiğimiz şey, Artsy’nin DNA’sını korurken bulunduğumuz yerle de ahenk içinde olmaktı.

Bodrum Loft’un mimarisi, zeytin ağaçları, deniz ve gün batımı zaten çok güçlü bir atmosfer yaratıyor. Biz de bu doğanın üzerine fazla şey eklemek yerine onunla birlikte hareket etmeye çalıştık.

Ankara’daki şehir enerjisi Bodrum’da daha serbest ve akışkan bir ritme dönüştü; ancak Artsy’nin özü aynı kaldı. Gün içinde bir kitap kulübüne uğrayıp yeni bir yazar keşfetmek, bir sanatçı sohbetine katılmak ya da workshopta vakit geçirmek; ardından yemeğe, kokteyle ve müziğe geçmek… Bizim için önemli olan bunları ayrı ayrı “etkinlikler” olarak sunmak değil, kültürü sosyal hayatın doğal akışına dahil etmekti.

Bu yazın bir diğer güçlü tarafı da sektör içindeki dayanışmayı yakından hissetmekti. Markalar, şefler, girişimciler, yazarlar ve yaratıcılarla kurduğumuz bağlar Artsy’nin hikâyesini zenginleştirdi. Sezonun en güzel kazanımlarından biri de Artsy’nin daha ilk yazında bu kadar doğal biçimde benimsenmesi oldu.



-       Sezon başında kurguladığınız atmosferle bugün geldiğiniz nokta arasında nasıl farklar var? Artsy Bodrum Loft’un yakaladığı başarının arkasındaki detaylar sizce neler?

Sezon başında müzikten kokteyl menüsüne, etkinliklerden servis ritmine kadar oldukça detaylı bir kurgu vardı. Ancak bir mekânın gerçek kimliği, kapılarını açtıktan sonra misafirleriyle birlikte oluşuyor.

Sezon ilerledikçe insanların hangi saatlerde gelmekten hoşlandığını, nerede daha çok vakit geçirdiğini ve hangi müzik ya da etkinliklerin beklediğimizden daha güçlü karşılık bulduğunu gördük. Biz de programa ve mekânın ritmine sürekli kulak verdik. Başarının en önemli nedenlerinden birinin bu uyum kabiliyeti olduğunu düşünüyorum.

Bir diğer önemli nokta ise Artsy’nin tek bir nedenle ziyaret edilen bir yer olmaması. Bir gece DJ performansı için gelebiliyor, başka bir gün kitap kulübüne katılabiliyor ya da yalnızca gün batımında bir kokteyl içmek için uğrayabiliyorsunuz. Bu çeşitlilik, mekânın sezon boyunca canlı kalmasını sağladı.



-       Bu sezon tüm güne yayılan renkli bir programınız vardı. Müzik, kokteyl, gastronomi, sanat ve farklı buluşmalar arasında Artsy Bodrum Loft’un ruhunu en iyi yansıtan an hangisiydi?

Tek bir an seçmek zor. Çünkü Artsy’nin ruhu çoğu zaman programda yazanlardan çok, onların arasında kendiliğinden oluşan anlarda ortaya çıkıyor. Sabah bir kitap üzerine başlayan sohbetin öğleden sonra başka bir masada devam etmesi, workshop için gelen birinin gün batımında hâlâ Artsy’de olması ya da akşam yemeğine gelen bir grubun birkaç saat sonra kendini müziğin içinde bulması gibi…

Bu sezon en sevdiğim şey, insanların Artsy’yi yalnızca belirli bir etkinlik ya da saat için değil, günün bir parçası olarak yaşamaya başlamasıydı. Edebiyat, sanat, gastronomi, kokteyl ve müzik, birbirinden bağımsız başlıklar olmaktan çıkıp aynı sosyal deneyimin farklı katmanlarına dönüştü.

“House of Culture & Spirits” derken anlatmak istediğimiz de tam olarak bu: kültürel üretimi, kokteyl kültürünü, gündüzü ve geceyi, düşünsel merakla sosyal hayatı aynı çatı altında doğal bir akışta buluşturabilmek.

Kokteyl kültürü de bu bütünün önemli bir parçasıydı. Meselemiz yalnızca iyi kokteyller servis etmek değil; arkasında düşünülmüş içerik ve ciddi bir teknik bulunan bar kültürünü doğal, rafine ama erişilebilir bir deneyime dönüştürmekti. Yüksek standardın deneyimin önüne geçmediği, aksine onu zenginleştirdiği bir denge kurmak bizim için sezonun en güzel kazanımlarından biri oldu.



-       Sezon boyunca bar takeover’ları, chef’s table’lar, sanat buluşmaları, kitap kulüpleri, workshoplar ve DJ performansları gerçekleştirdiniz. Bu projeler arasında “iyi ki bunu yapmışız” dediğiniz hangisi oldu?

Minoa ve Nazım Tokuz ile birlikte hayata geçirdiğimiz Kitap Kulübü, benim için sezonun özel projelerinden biriydi. Bir yaz destinasyonunda sabah saat 11.00’de insanların bir kitabı konuşmak için bir araya gelmesi alışılmışın dışında görünebilir. Tam da bu nedenle bizim için çok anlamlıydı.

Oğuz Atay’dan Italo Calvino’ya, Zorba’dan Baltasar Gracián’a uzanan buluşmalarda farklı yaşlardan ve dünyalardan insanlar aynı masanın etrafında buluştu. Bazen bir söyleşiyle başlayan günün akşam yemeğine uzandığını gördük. Bu seri, Artsy ile yapmak istediğimiz şeyi çok iyi özetliyordu: iyi vakit geçirmek ile entelektüel merakın birbirinin alternatifi olmadığını göstermek.

Sezon boyunca Şef Esen Hünal ve Şef Maksut Aşkar’ın hayata geçirdiği Todos Los Dias; Maksut Aşkar ve Levon Bağış’ın Foxy’si; Ankara’dan Scallop; Oslo’dan HIMKOK ve Atina’nın çağdaş kokteyl kültürünün öncü adreslerinden Baba Au Rum gibi çok değerli isimleri Artsy Bodrum Loft’ta ağırlamak da bizim için büyük bir heyecandı.

Tüm bu buluşmalar, müzisyenler, DJ’ler, sanatçılar, şefler ve yaratıcı isimlerle birlikte Artsy’nin farklı perspektiflerle beslenen yaşayan bir alana dönüşmesini sağladı. Biz bir mekânın yalnızca kendi ürettiği içerikle değil, başka yaratıcı insanlara alan açarak büyüdüğüne inanıyoruz.

Bu nedenle tek bir proje seçmek zor. Asıl değerli olan, bütün bu farklı dünyaların Artsy’de kendi kimliklerini kaybetmeden yan yana gelebilmesiydi.



-       Farklı müzik kurguları Artsy’nin yaz ritmini şekillendirdi. Sizce Artsy Bodrum Loft, bu yazın müzik hafızasında nasıl bir yer edindi?

Müzik, Artsy’nin başından beri en güçlü dillerinden biri. Ancak hiçbir zaman tek bir müzik türünün mekânı olmak istemedik. Daha çok günün ve gecenin farklı saatlerine ait duyguları tasarlamayı seviyoruz.

Yıllardır beraber çalıştığımız müzik direktörümüz Fatih’e ve bir araya geldiğimiz tüm müzisyenlere bu vesileyle teşekkür etmek isterim. Bodrum gibi güçlü bir gece hayatı hafızasına sahip bir yerde kendi müzik ritmimizi yaratabilmiş olmak bizim için çok değerliydi.



-       Bu sezon Artsy’nin yalnızca bir kokteyl mekânı değil, sanat, kültür ve sosyal hayatın kesiştiği yaşayan bir alan olmasını da hedeflediniz. Bu yaklaşım nasıl bir karşılık buldu?

Bence aldığımız en güzel geri dönüş tam olarak buydu. İnsanlar Artsy’yi tek bir kategoriye yerleştirememeye başladılar ve açıkçası bizim istediğimiz de buydu.

Bugünün misafiri yalnızca tüketim aramıyor; kendisine anlatacak bir hikâye, keşfedecek bir şey ve ait hissedebileceği bir ortam da arıyor. Sanatçı buluşmalarına, atölyelere ve kitap kulübümüze gösterilen ilgi, insanların Bodrum’da da yalnızca eğlence değil, anlamlı karşılaşmalar aradığını gösterdi.

Bence Artsy’nin geleceği de burada yatıyor: hospitality ile kültürü birbirinden ayırmadan aynı deneyimin içinde sunabilmek.



-       Bodrum yazı hızlı yaşanıyor ama bazı anlar uzun süre hafızada kalıyor. Bu sezon Artsy Bodrum Loft’un geride bıraktığı en önemli iz ne oldu?

Beni en çok mutlu eden şey, “Kendimizi evimizde gibi hissettik” cümlesini çok duymamız oldu. Çünkü hospitality sektöründe çok güzel bir mekân yaratabilir, çok iyi yemekler ve kokteyller sunabilirsiniz; fakat insanların bir yere ait hissetmesini sağlamak çok daha zor.

Bu yaz Artsy’de tekrar tekrar gördüğümüz yüzler oldu. Misafirler kendi masalarını, sevdikleri barmeni, belirli bir kokteyli ya da haftanın belirli bir gecesini sahiplenmeye başladılar.

Bir mekânın gerçek başarısının, insanların hayatındaki küçük ritüellerden biri hâline gelmesi olduğunu düşünüyorum. Eğer bu yaz geride bir iz bıraktıysak, umarım bu yalnızca iyi partiler ya da güzel geceler değil; insanların Bodrum’daki yaz hafızasının bir parçası olabilmiş olmamızdır.



-       Son olarak, 2026 yazının son gecesinde ışıkları kapatırken Artsy Bodrum Loft için aklınızdan geçen cümle ne olurdu? Bu yazdan yanınıza aldığınız ve gelecek sezona taşımak istediğiniz en önemli fikir, duygu ya da hayal nedir?

Muhtemelen şöyle düşünürdüm:

“Bir mekân açtığımızı düşünüyorduk, bir topluluk oluştu.”

Bu yazdan yanıma kalan en güçlü duygu bu. Gelecek sezona taşımak istediğim şey ise Artsy’yi daha büyük yapmak değil, daha derinleştirmek. Daha fazla yaratıcı iş birliği, daha fazla beklenmedik karşılaşma ve gastronomi, sanat, müzik ve kültür arasında daha güçlü bağlar…

Artsy’nin insanların yalnızca gittikleri değil, hayatlarının belirli dönemlerini hatırlarken içine yerleştirdikleri bir yer olmasını istiyorum. Sanırım güzel bir yaz mekânının ulaşabileceği en değerli şey de bu: sezon bittiğinde ışıkları kapanıyor ama hikâyesi insanlarla birlikte devam ediyor.

 

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page